Genel Kultur ’ Kategorisi için arşiv

Ruzgar Olusumu Teorileri

Yüksek atmosfer basıncından düşük atmosfer basıncına doğru hareket eden havaya rüzgar denir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi rüzgarın temel sebeplerinden birisi basınçtır. Burada bahsi geçen yüksek basınç ve düşük basınç bölgelerinin oluşumuna etki eden faktör ise Güneş’tir. Çünkü gün boyu güneş ışınları eşit bir şekilde yeryüzü tarafından emilmezler. Yani bazı bölgeler çok fazla enerji alırken bazı bölgeler az enerji almaktadırlar. Böylece farklı atmosfer basınçları görülmektedir.

Soğuyan hava, alçalma eğilimindedir. Soğuk hava daha yoğun olduğundan yere doğru çöker ve bu nedenle bu bölgede yüksek basınç oluşur. Isınan hava yükselir ve bölgedeki basınç düşer. Böylece yüksek hava basıncının olduğu soğuk bölgeden sıcak bölgeye doğru hava akımı başlar. Bu olay rüzgar olarak adlandırılır.

Rüzgarın nedenleri olan hareket, ısı ve basınç ise fizik kurallarıdır.

Basınç, birim yüzeye etki eden kuvvettir.

Formülü ise kuvvet birimi/alan birimi (Newton/metre – N/m) dir.

Rüzgar ve Fizik Bilimi İlişkisi

Doğada ki bazı fiziksel büyüklük ve değerler tek başına anlamlı olsalarda bütün haliyle bir olayın nedeni olabilirler.Aynı rüzgar oluşumunda ısı,sıcaklık,basınç etkenlerinin birleştikleri gibi.Rüzgar oluşumunun nedenlerinin başında gelen sıcaklık ve basınç farklılıklarının büyüklüğü rüzgarın büyüklüğünüde etkiler.Rüzgar,alçak basınçla yüksek basınç bölgesi arasında yer değiştiren hava akımıdır.
Devamını Oku »

Refleksif hapşırma denilen, güneş ışığı başta olmak üzere herhangi bir parlak ışığa bakınca hapşırma olayı insanların yüzde 18′inde görülüyor. Hatta bu oran bazı bölgelerde yüzde 35′e kadar çıkabiliyor. 25 senedir bu şekilde hapşırmanın genetik olduğu biliniyor. Hapşırma sayısının da yine genlerle nakledildiğine inanılıyor.

Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşuyor ama parlak bir ışığın bu sinir uçlarını nasıl uyardığı meçhul. Aslında hapşırma parlak ışığa devamlı bakarken değil, loş bir ortamdan bol ışıklı bir ortama çıkıldığında veya yüz güneşe çevrildiğinde oluşuyor.

Parlak ışıkta hapşırma otomobil sürücülerinde, karanlık bir tünel çıkışı güneş ışığı ile karşılaşıldığında problem yaratıyor ama asıl tehlikede olanlar savaş uçağı pilotları. Ağzında oksijen maskesi ile hapşıran bir pilotun durumunu düşünebiliyor musunuz? Bu nedenle askeri araştırma grupları da refleksif hapşırma ile ilgileniyorlar.

Askeri ilgililer öncelikle ışığın herhangi bir dalga boyunun etken olup olmadığını araştırdılar. Sonuca varabilselerdi bu dalga boyunu filtre eden gözlük veya lenslerle sorunu halledeceklerdi. Ancak bu konuda hiçbir araştırma sonuç vermedi. Işık şiddetinin değişmesiyle oluştuğunun ve genetik olduğunun bilinmesinin dışında ışığın insanı nasıl hapşırttığı hala bilinmiyor.

Çayın Keşfi

Çaysız bir dünya nasıl olurdu acaba? Çay keşfedilmeseydi, çaydanlık, çay fincanı, kaşığı, işyerlerinde çay paydosu, şehirlerarası otobüslerde çay molası olamazdı. Şükür ki çay milattan önce 2737 yılında büyük Çin İmparatoru Shen Nung tarafından tesadüfen de olsa keşfedildi.

Shen Nung bir gün bahçede ağzı açık bir kapta su kaynatırken çalılıklardan bir kaç yaprak kaynayan suyun içine düştü. Nung yaprakları suyun içinden toplayamadan yapraklar suda kaynamaya, hoş bir koku etrafa yayılmaya başladı. İmparator merak edip suyun tadına bakınca çay keşfedilmiş oldu.

İmparatorun kendi keşfi hakkındaki düşüncesi çayın susuzluğu bastırdığı, harareti giderdiği ve uykuya olan isteği azalttığı şeklindeydi. Çay ismi de Çincedeki “ça”dan geliyor. Benzer şekilde çaya Ruslar “chay” Araplar “shaye” Japonlar ‘cha’ diyorlar.

Çay bugün dünyada sudan sonra en çok içilen içecektir. Avrupa’ya gelişi 1610 yılını buldu, başlangıçta da ilaç muamelesi gördü. Halbuki o yıllarda çay Orta Asya’da o kadar değerliydi ki çay balyaları ticarette para yerine geçebiliyordu.

Çayın Avrupa’ya geldiği ilk yıllarda tüccarlar satışını ateş düşürücü, mide ağrısı giderici, romatizmayı önleyici bir ilaçmış gibi yaparlarken, doktorlar biraz daha ileri giderek çaydan yapılan iksirin tüm hastalıklara karşı direnç kazandırdığını ve yaşlanmayı geciktirdiğini ileri sürüyorlardı.

Zamanla bu sefer de çayın aleyhine görüşler yayılmaya başladı. Fransız fizikçiler çayı asrın en münasebetsiz yeniliği diye nitelendirirlerken bir Alman doktor da 40 yaşından sonra çay içenlerin ölüme daha yakın olacaklarını iddia ediyordu.

İngiltere’de ise çay içmek alışkanlık haline gelince kadın dergileri ev kadınlarının çay yüzünden ev işlerine soğuk bakmaya başladıklarını, ekonomistler ise çalışmaya harcanacak zamanın çay içmekle tüketildiğini ileri sürdüler. Ancak bunların hiçbiri çayın dünyanın en favori içeceği olmasını önleyemedi. Miktar tam olarak bilinemiyor ama dünyada senede 2 milyon ton civarında çay tüketildiği tahmin ediliyor.

Günümüzde çayın yaygınlaşmasına en çok etki eden faktör poşet çayın icadıdır. Her ne kadar icadının tam farkına varmasa da poşet çayın mucidi Thomas Sullivan’dır. Kahve ve çay ticareti ile uğraşan Sullivan, müşterilerine sık sık çay örnekleri gönderiyordu. Başlangıçta bu iş için teneke kutuları kullanırken, sonradan elde dikilmiş ipek torbaların bu iş için daha pratik ve ucuz olacaklarını düşündü.

Çok geçmeden siparişler başladı ama şaşırtıcı olan esas malı değil torba içindeki örnek çayları sipariş etmeleriydi. Müşteriler torbaların çayın kaynamasını kolaylaştırdıklarını keşfetmişlerdi. Çayın torba (poşet) içinde satımı o kadar geliştirildi ki Batı ülkelerinde tüketim oranı toplam çay tüketiminin yarısına ulaştı.

ilginc bilgiler

18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı.
&
9829; ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
&
9829; Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
&
9829; Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.
&
9829; Amerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor.
&
9829; Amerika’da satışa sunulan ilk cd, Bruce springsteen`in “Born in Theusa” albümüdür.
&
9829; Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir.
&
9829; Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.
&
9829; Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.
&
9829; Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.
&
9829; Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
&
9829; Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.
&
9829; Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur
&
9829; Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.
&
9829; Bir Big Mac hamburgerin ekmeğinde ortalama 178 adet susam bulunuyor.
&
9829; Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
&
9829; Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
&
9829; Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.
&
9829; Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor.
&
9829; Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar.
&
9829; Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir.
&
9829; Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki kadar gelişmiştir.
&
9829; Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
&
9829; Bir kromozom bir genden daha büyüktür.
&
9829; Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
&
9829; Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
&
9829; Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.
&
9829; Buckingham sarayında 602 oda bulunuyor.
&
9829; Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg
&
9829; Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
&
9829; Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
&
9829; Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.
&
9829; Central park`ta yüzmek yasalara aykırıdır.
&
9829; Çocuklar baharda daha fazla buyuyor.
&
9829; Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.
&
9829; Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
&
9829; Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat buyur…
&
9829; Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
&
9829; Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur.
&
9829; Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.
&
9829; Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında &
9829; Connecticut New Haven’da yayımlanmıştı.
&
9829; Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi cinliler.
&
9829; Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır.
&
9829; Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor=.
&
9829; Eğer Barbie gerçekten yaşasaydı vücut ölçüleri 97–72 82 cm olacaktı.
&
9829; Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.
&
9829; Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.
&
9829; En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
&
9829; En yakin oldukları noktada, Rusya ve Amerikanın birbirlerine uzaklıkları dört km `den daha azdır.
&
9829; Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar.
&
9829; Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.
&
9829; Fareler kusamaz.
&
9829; Filler zıplayamayan tek memelidir.
&
9829; Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
&
9829; Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
&
9829; Gözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır.
&
9829; Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez.

Pusulayı kim icat etti

Pusulanın mucidi Çinlilerdir.Manyetik bir ortamda serbest bırakılan bir objenin kuzeye yöneleceği prensibinden hareket edilerek pusulanın keşfi gerçekleşti.Yani , Çinliler M.S. 100 yılında pusulayı icat etmiştir.

ilk asma kopru

Samuel Brown, Treed ırmağı uzerinde çok uzun sayılabilecek uzun bir köprü inşa etmek istiyor ancak bir çözüm bulamıyordu. Bir gün yine bahçesinde derin derin bu konu hakkında düşüncelere dalmışken gözüne bir örümcek ilişmiş. Dikkatli bir inceleme sonucunda demir ip ve zincirlerle tıpkı gördüğü örümcek ağı gibi bir asma köprü kurabileceğine karar verdi. Daha sonra köprüyü yaptı. İlk asma köprünün kısa hikayesinin böyle olduğunu biliyor muydunuz?

Sincap ve Disleri

Sincapların bir insanın asla sahip olmayacağı keskinlikte ve sağlamlıkta dişleri vardır. Ağızlarının ön tarafında, sert maddelerin kemirilip kırılmasını sağlayan kesici dişler, arka uzun boşlukta ise azı dişleri bulunur. Biz bir cevizi kırmak istediğimizde, oldukça sağlam bir taş veya bu iş için özel olarak demirden yapılmış bir alet kullanırız. Bu minik hayvanlar ise ağızlarındaki keskin dişlerle bu işi kolaylıkla yapabilirler.

Sincapların dilerinin bir ömür boyu nasıl sağlam kaldığını veya dişleri hasar gören sincapların daha sonra nasıl beslendiklerini-fındık, ceviz yediklerini- hiç merak ettiniz m? İşte, her şeyi mükemmel bir uyum içinde yaratan Allah, onların dişlerine çok önemli bir özellik vermiştir. Bakın şimdi çok şaşıracaksınız; çünkü sincapların dişleri kırılıp aşınsa bile, yerine hemen yenisi çıkar. Aşınan dişler sürekli uzayarak alttan yenilenir. Dahası, Allah bu özelliği yalnızca sincaba değil, yiyeceklerini kemirmek zorunda olan bütün canlılara vermiştir.

Insanligin Iftihar Tablosu’nun hayat kronolojisi

Cenab-i Hak, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i bize bir ornek insan olarak gondermistir. Allah Resulu’nun yasamis oldugu hayatin her karesinden alacagimiz pek cok ders var.

Bugun yasadigimiz problemleri O’nun ornek hayatindan cikarilabilecek prensiplerle cozmemiz mumkun. Bu da Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in hayatini bilmemize bagli. Onun icin Allah Resulu’nun hayatini okumali, basta cocuklarimiz olmak uzere etrafimizdaki kisilere okutmaliyiz. Ve tabii ki O’nun hayatini hayatimiza hayat kilmaliyiz. Allah Resulu’nun hayatinda onemli yer tutan hadiselerden hareketle yillari esas alarak sizin icin bir kronoloji hazirladik. Bu kronoloji sayesinde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in hayati kare kare gozumuzde canlanacaktir.

571

Rebiulevvel ayinin 12′nci gecesi (20 Nisan) Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) dunyayi sereflendirdi.

575

Sut annesi Halime Hatun, Allah Resulu’nu annesi Hazret-i Amine’ye teslim etti.

577

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Mekke ile Medine arasindaki Ebva Koyu’nde annesini kaybetti. Dedesi Abdulmuttalib Efendimizi himayesi altina aldi.

579

Abdulmuttalib ahirete goc etti. Efendimiz, amcasi Ebu Talib’in yaninda kalmaya basladi.

583

Amcasi Ebu Talib’le ticaret maksadiyla Sam’a gitti. Burada Rahip Bahîra Allah Resulu (sallallâhu aleyhi ve sellem)’nun beklenen son peygamber oldugunu kesfetti.

590

Hilfu’l-Fudul (Faziletliler Antlasmasi) cemiyetine istirak etti.

591

Ticarete basladi.

596

Ikinci kez ticaret maksadiyla Sam’a gitti. Uc ay sonra Hazret-i Hatice Validemiz’le evlendi. Hazret-i Hatice’den ikisi erkek, dordu kiz olmak uzere sirasiyla, Kasim, Zeyneb, Rukiyye, Ummu Gulsum, Fâtima ve Abdullah adlarinda alti cocugu oldu.

605

Kâbe’nin yeniden imari esnasinda kabileler arasinda cikan anlasmazligi giderdi.

610

Hira’da ilk vahiy teblig edildi. Kendisine peygamberlik gorevi verildi.

613

Safa tepesine cikip ilk acik tebligini yapti. Yakin akrabalarina teblig icin yemekler verdi. Muslumanlara iskence yapilmaya baslandi.

615

Habesistan’a ilk hicret yapildi. Mekke’deki siddete hedef olmaktan kurtulup dinlerini daha iyi yasayabilmek icin dordu hanim, toplam on bes kisilik bir ekip yola koyuldu. Baslarinda Efendimiz’in damadi Hazret-i Osman vardi. Ayni yil, Hazret-i Hamza ile Hazret-i Omer Musluman oldu.

616

Habesistan’a 2. hicret yapildi. On sekizi hanim olmak uzere toplam yuz bir kisi Hazret-i Cafer Ibn Ebi Talib onderliginde Habesistan’a gitti. O donemde henuz Musluman olmayan Amr Ibn As’in, Necasi’yi Muslumanlara sahip cikmama konusundaki ikna cabalari bosuna cikti. Necasi Musluman muhacirlere ulkesinin kapilarini acti.

617

Kureys ileri gelenlerinden 40 kisi Ebû Cehil’in baskanliginda toplandilar. Muslumanlarla alis-veris yapmamaya, kiz alip vermemeye, gorusup bulusmamaya, ekonomik ve sosyal her turlu iliskiyi kesmeye karar verdiler. Bu karari bir ahidnâme seklinde yazip muhurlediler ve bir beze sararak Kâbe’nin icine astilar. Boylece Muslumanlari canlarindan bezdirip Hazret-i Peygamber’in kendilerine teslim edilecegini umdular. Karara aykiri hicbir sey yapmayacaklarina dâir yemin ederek karar hukumlerini musâmahasiz uygulamaya basladilar. Bu sekilde Muslumanlara karsi uc yil surecek sosyal ve ekonomik boykot basladi.

619

Boykot sona erdi. Efendimiz’in oglu Kasim, ardindan diger oglu Abdullah vefat etti. Kisa bir sure sonra amcasi Ebu Talib oldu. Ardindan da Hazret-i Hatice validemiz irtihal etti.

620

Allah Resulu, Taif’e gitti. Orada kotu karsilandi.

621

Isra ve Mirac hadiseleri yasandi. Ayni yil birinci Akabe biati gerceklesti. Medineli 12 Musluman Allah Resulu’ne biat etti. Akabe Tepesi’nde Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’le gorusup Musluman olan alti kisi, hac mevsimi sonunda Medine’ye donduler. Gorduklerini, yakinlarina ve dostlarina anlatarak, Medine’de Muslumanligi yaymaya basladilar. Bir sene sonra, hac mevsiminde Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile gorusmek uzere Medine’den Mekke’ye 10′u Hazrec, 2′si Evs kabilesinden olmak uzere 12 Musluman geldi. Baskanlari Zurâre oglu Es’ad’di. Medine’li 12 Musluman “Allah’a sirk kosmayacaklarina, hirsizlik ve zinâ yapmayacaklarina, (kiz) cocuklarini oldurmeyeceklerine, kimseye iftirâ etmeyeceklerine, Allah ve Peygamber’ine itâatten ayrilmayacaklarina” dâir Peygamberimiz’in elini tutarak bîat ettiler. Peygamberimiz, Medine’ye Islam’i anlatmasi icin Hazret-i Mus’ab bin Umeyr’i gorevlendirdi.

622

Ikinci Akabe Biati yapildi. Muslumanlar ve ardindan da Efendimiz, Mekke’den Medine’ye hicret ettiler. Mescid-i Nebevi insa edildi. Ilk ezan okundu.

623

Kible yonu Cenab-i Hakk’in emriyle Kudus’ten Mescid-i Haram’a cevrildi.

624

Mekkeli musriklerle Bedir Savasi yapildi. Ayni yil Beni Kaynuka Yahudileri uzerine gidildi ve onlar, Medine’den cikarildi. Ramazan orucu farz kilindi. Ilk bayram namazi kilindi. Zekat farz oldu. Allah Resulu’nun kizi Hazret-i Rukiyye vefat etti. Hazret-i Ali ile Hazret-i Fatima evlendi. Ilk kurban bayram namazi kilindi.

625

Uhud muharebesi yapildi. Mekkeli musrikler, Mekke disindaki musrik kabilelerden 2000 asker topladilar. Mekke’den katilanlarla, 700′u zirhli, 200′u atli olmak uzere, Ebû Sufyan’in komutasinda 3000 kisilik tam tekmil bir ordu ile Medine uzerine yuruduler. Muslumanlarin karsisinda savas durumu alan musrik ordusu, sayica Muslumanlarin 4 katindan daha fazlaydi. Ustelik bunlardan 700′u zirhli, 200′u atliydi. Muslumanlarin ise 100 zirhi ve sadece 2 atlari vardi. Uhud Savasi’nda uc safha yasandi: Ilk safhada Muslumanlar ustun geldiler, musrikleri bozguna ugrattilar. Ikinci safhada, kacan musrikleri kovalamayi birakip, kesin sonuc almadan ganimet toplamaya koyulmalari ve Efendimiz’in yerlerinden ayrilmamalarini emrettigi okcu birliginin gorevlerini terk etmeleri yuzunden, Muslumanlar 70 sehit vererek maglup duruma dustuler. Ucuncu safhada ise, dagilmis olan Muslumanlar, Peygamberimiz’in etrafinda toplanip, karsi hucûma gecerek, dusman hucûmunu durdurdular.

627

Hendek Savasi yapildi. Dusman saldirisini kolayca onlemek maksadiyla Efendimiz’in Medine etrafinda hendekler kazdirmasi sebebiyle, Hendek savasi adini alan bu muharebenin bir diger adi da Ahzab’dir. Savas neticesinde musrikler maglup olarak geri cekilmek zorunda kalmislardi. Artik onlar bundan sonra Muslumanlar uzerine yurume cesaretini kendilerinde bulamayacaklardi. Beni Kurayza Yahudileri Peygamber Efendimiz’le olan anlasmalarina gore Hendek savasinda Medine’yi Muslumanlarla beraber korumak zorundaydilar. Fakat bunu yapmadilar. Ustelik anlasma hukumlerini hice sayarak harbin en nazik safhasinda musriklerle isbirligine gittiler. Hendek sonra Allah Resulu ordusuyla Beni Kurayza uzerine yurudu ve bu tehlikeyi bertaraf etti.

628

Kabe ziyareti icin yola cikildi. Mekke’ye elci olarak Hazret-i Osman gonderildi. Hazret-i Osman’in musrikler tarafindan sehit edildigi haberini alan Efendimiz, sahabilerinden musriklerle carpisma mevzuunda biat aldi. Bu biata Ridvan biati denir. Bu haberi alan musrikler, Hazret-i Osman’i serbest biraktilar. Musrikler Muslumanlarin Kâbe’yi ziyaret etmemeleri konusunda cok kararliydilar. Bunun uzerine Efendimiz’e bir heyet gonderip anlasma imzalamak istediler. Allah Resulu, ilk bakista Muslumanlarin aleyhinde gibi gorunen ama daha sonra lehine donen anlasma maddelerini kabul etti. Bu sekilde Mekkeli musriklerle Hudeybiye barisi imzalandi. Maddelerin detayi soyleydi: Taraflar 10 yil harp etmeyecekler. Muslumanlar bu yil Mekke’ye girmeyecekler, gelecek sene Kâbe’ye gelebilecekler. Medine’deki Muslumanlardan Mekke’ye iltica edenler Muslumanlara iade edilmeyecek, fakat Mekke’den Medine’ye Musluman dahi olsalar iltica edenler istendigi takdirde geri verilecek. Arap kabilelerinden isteyen Peygamberimiz’le, isteyen de Kureys’le birlesmekte serbest olacak.

629

Donemin hukumdarlarina Islam’a girmeleri icin mektup gonderildi. Peygamber Efendimiz, Islam’a davet maksadiyla ashabindan Dihyetu’l-Kelbi’yi Rum Kayseri Heraklius’a, Amr bin Umeyye ed-Demri’yi Habes Necasi Ashame’ye, Abdullah bin Huzafe’yi Iran Kisra’si Husrev Perviz’e, Hatib bin Ebi Beltaa’yi Misir Firavun’u Mukavkis’a, Salit bin Amr’i Yemame valisi Hevze bin Ali’ye, Suca’ bin Vehb’i Gassan Meliki Munzir bin Haris bin Ebi Simr’e gonderdi. Ayni yil Hayber savasi yapildi. Hayber’in fethi ile hemen hemen Arabistan’daki butun Yahudiler Islam devletine tabi duruma gelmis sayiliyordu. Ayrica Bizans’la Mute muharebesi de bu yilda yapildi.

630

Mekke fethedildi. Kâbe putlardan temizlendi. Mekke fethi ile Kureys’in hemen hemen tamami Islam’la sereflendi. Fetih, ayni zamanda civar kabileler, bilhassa Kureyslilere taraftar bulunan kabileler uzerinde muspet tesirler birakmis ve onlarin Islam ve Muslumanlara karsi gonullerinde sevgi dolu sicak bir alaka duymasina sebep olmustu. Bununla birlikte gonulleri hâlâ bu sicak ilgiden mahrum bulunan ve bu mahrumiyetten siyrilmak arzusu tasimayanlar da vardi: Sakif ve Havazin kabileleri bunlarin basinda yer aliyordu. Buyuk bir ordu hazirladilar ve iki ordu Huneyn’de karsilasti. Huneyn savasinda Muslumanlar galip geldi. Bizans uzerine Tebuk seferi yapildi. Bizans ordusu giristikleri savas hazirliklarindan cesaret edemedikleri icin vazgectiler ve Islam ordusu karsisina cikamadilar.

632

Efendimiz veda haccini yapti. Rahatsizlandi ve ardindan 8 Haziran’da ahiret alemine goctu.


seviyo Ziyaretci eda yukle guzel sozler irc.seviyo.net kelebek kurallar mirc seni seviyorum sevgi msn netcat pr radio sohbet spyware oyunlar Portal sitemap