Haberler ’ Kategorisi için arşiv


Yaklaşık 460 bin kişiyi ilgilendiren bedelli askerlik uygulamasından yararlanmak isteyenlerin bankadan 30 bin TL kredi alması için aylık gelirlerinin taksidin en az 3 katı olması gerekiyor. Bu da 2 bin 500-5 bin 500 TL arasında bir gelire denk geliyor. 30 bin TL’nin geri ödemesi 60 ay vadede 50 bin TL’ye kadar ulaşabiliyor.

Bedelli askerlik yasasından kredi alarak yararlanmak isteyenlerin aylık gelirlerinin ödeyecekleri taksidin 3 katı olması gerekiyor. Seçilecek kredi vadesine göre bankadan kabul görebilecek minumum aylık gelir miktarının 2 bin 500 ila 5 bin 500 TL arasında olmasını gerektiriyor. Bedelli için alınacak 30 bin TL’lik kredinin geri ödemesi 50 bin TL’ye kadar ulaşabiliyor.

Yetkililer, bankaların kullandıracakları bedelli kredisinin yıllık maliyetinin yüzde 21’i aştığını belirterek, 30 bin TL’yi verip bedelliden yararlanacakların sayısının 150 bini geçeceği yorumlarını yapıyor. Bu veriler devletin kasasına bedelli askerlikten 4.5 milyar TL gireceğini gösteriyor.
Devamını Oku »

Google+ herkeze Acildi

Davetiye ile kullanıcı alan Google+, herkese açık hale geldi.

Haziran ayının sonlarına doğru hizmete başlayan Google+, yaklaşık 1 ay gibi kısa sürede 25 milyon kullanıcıya ulaşmıştı. Davetiye sistemini kullanıyor olsa da Google+ ilk çıktığında fırtına gibi esiyordu.

Facebook’a rakip olarak gösterilen Google+, daha sonra yeni üye katılımının azalması ile duraklama dönemine girdi. İşte bu duraklama döneminin ardından Google, Google+’ın davetiye ile üye alımını kaldırdı ve yaygın kullanıma açtı.
Devamını Oku »

Konusma Sirasi Acili Kocada


Ünlü Dj ve spiker Defne Joy Foster’ın ölümünden sonra ortaya atılan iddialar eşi İlker Yasin Solmaz’ın acısını ikiye katladı. Hukuki yollara başvurmaya hazırlanan Solmaz; yakın arkadaşı Arda Esen’e, ‘Defne’nin ihanet ettiğine inanmıyorum’ dedi Cenazede, sakinleştirici iğnelerle ayakta kalmaya çalışan anne Hatice Foster’ “Bu işin sonuna kadar peşindeyim” dedi.

Vatan gazetesinde yer alan habere göre, Anne Foster bir yandan kızını anlatırken diğer yandan yaşananlara isyan etti.

Anne Fostter şöye konuştu:
Devamını Oku »


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, Almanya Başbakanı Merkel’den özür beklediğini açıkladı.

Son günlerdeki içki yasağı tartışmalarıyla ilgili ise Başbakan ‘İsteyen istediğini içiyor. Hatta ıksırıncaya tıksırıncaya kadar içiyor.’ dedi. İşte Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

MERKEL’İN ÖZÜR DİLEMESİ GEREK

Almanya Başbakan’nın popülist siyasetini Kıbrıs’a taşıması son derece manidardır. Bu açıklamalar vizyon sahibi lider görüntüsü vermemektedir. Sayın Merkel’in tarih bilgisini gözden geçirmesi ve özür dilemesi gerektiğini buradan belirtiyoruz.

Söylenen ve yapılanlar ortadadır. Bu süreci takip eden lider Merkel değildir. Bu süreci takip eden sayın Schröder’in kitabını okursa bu süreçte ne kadar ahlaksızca davranıldığını Schröder çok açık net ifade ediyor.

Davos’ta Kofi Annan’a Türkler olarak gel bu süreci başlatalım. Biz Rumlar’dan bir adım önde olacağımızı söylemiştik.

Ne oldu? Referandum. Karar Burgenstoch’tan çıkıyor. Rum tarafı “erteleyelim bunu” dediler. Sayın Annan bana döndü. “Ne dersin” dedi. “Ben size Davos’ta verdiğim sözün arkasındayım” dedim. Sayın Annan “o zaman sözleşmeyi imzalayacağız” dedi. Askerlerin çekilmesi meselesi hepsi o anlaşmanın içinde vardı.

Ne oldu? Onlar geri adım attılar. Sayın Annan bugün bunu burada bitireceğiz dediler. Referanduma gidildi. Türk tarafı evet Rum tarafı hayır dedi. sözünde duran Türkler sözünden dönen Rumlar ödül alan kim Rumlar AB hala sözünün arkasında durmuyor.

Bu noktada AB ve BM sorumludur. Hala suçlu aranıyor. Hala Türkler versin deniyor. Kusura bakmayın. Bizden kalkıp da bu noktada anlaşmalar dahilinde olmayan şeyler istenirse hiçbir zaman bunları bulamayacaksınız. Bu noktada KKTC’den bir gram vermeyiz. Bunu bileceksiniz. AB’ye sizi alalım, bunu karşılığında Kıbrıs’tan şunun koparalım diye düşünürseniz bundan da bir şey alamazsınız.

KARA PROPAGANDA SÜRÜYOR

Seçimler yaklaştıkça bir kara propaganda tezgaha sürülüyor. Hükümet aleyhine dönüştürülen meselleri önceki seçim döneleriyle karşılaştırın tamamının aynı olduğunu göreceksiniz.

İşte en son tütün ve alkolle ilgili kendilerine göre modern değişiklikleri, heykel tartışmalarını RTÜK uygulamalarını bizim aleyhimize bir kampanyaya dönüştürmeye çalışıyorlar. Bu tartışmalar açık açık bir kampanyadır. Üstelik hükümet aleyhine yürütülen zorlama kampanyalardır. Malum tezgahların bir yenisidir. Ak Parti muhafazakar demokrat bir partidir. Bizim için aile, mahremiyet, tarih ve tarihi şahsiyetler, manevi değerleri son derece önemlidir. Biz köksüz bir millet, köksüz bir devlet değiliz.

Biz medeniyet inşa etmiş ve medeniyet tasavvuru olan bir milletiz. Biz muhafazakar olduğumuz kadar demokrat bir partiyiz. Herkesin yaşam tarzına saygılıyız. Kimsenin giyim kuşamına yeme içmesine inancına ibadetine kısıtlama getirmeyen bir partiyiz.

HERKES İSTEDİĞİ GİBİ İÇİYOR

8 yıldır bizim samimiyetimiz test ediliyor. Birileri ısrarla bize gizli hedefler izafe ediyor. Soruyorum. 8 yıldır hangi özgürlüğü kısıtladık. 8 yıldır kimin yaşam tarzına müdahale ettik. Herkes istediği gibi giyiniyor.

Herkes istediği gibi giyiniyor. Herkes istediği gibi içiyor. Iksırıncaya tıksırıncaya kadar içiyorlar. Trafik polislerinin kazalarda yakaladıkları kimler. Her tür var onarlı da yakalamasınlar mı? Bunların yaptıklarını ölümle mi ödeyeceğiz. 8 yıldır biz yaşam tarzlarına yönelik neyi yaşadık.

Sen bu ülkenin başbakanına hakaret edene rozet takacaksın sonra bu ülkede özgürlük yok diyeceksin. Yandaş medya diyeceksin Candaş medyanın tüm mensuplarını partine davet edeceksin. Sevsinler seni.

CHP genel başkanı RTÜK Kanunu diline dolamış en ağır ithamları bize savuruyor. İnsan neyi eleştirdiğine bakmaz mı?

O yasa 1994 yılında CHP’nin iktidar olduğu dönemde çıkarılmış. O yasanın 25. maddesine de Başbakan’a yayınları durdurma yetkisi verilmiş. Bu yetkiyi CHP bizzat sağlamış.

MUHALEFET EDEBİN DIŞINDA

Şimdiki CHP Genel Başkanı bunu bilmiyor belli ki başkaları da onu uyarmamış. Yüzlerin kızarmadığı edebin rafa kaldırıldığı bir muhalefetle karşı karşıyayız. Sadece siyasi değil sivil muhalefetin de edebin dışında yapıldığını görüyoruz.

Müzikten mimariden heykelden sadece bunlar anlar. Maşallah bunarla göre entelektüellik kazanılan bir şey değildir. Babadan oğla geçer. Bunlar mürebbidir. Mürebbiyedir. Bunlar allame-i cihandır. Her türlü özgürlüğü savunurlar ama bir o kadar da entelektüel despotturlar.

ESTETİKLE UCUBE AYIRILABİLİR

O heykele ucube derken kralında çıplak olduğuna işaret ettim. İçlerindeki o arkala çıplak dedirtmek istemiyorlar.

Gözü olan herkes estetikle ucubeyi ayırabilir. Bunun için asil bir aileden gelmiş olmaya gerek yoktur. Milletin estetik anlayışını aşağılamayı alışkanlık haline getirmiş olanlar bunlardır. O heykel başlamadan başkana yapmamasını ona söyledim.

ALSIN KARŞIYAKA’YA DİKSİNLER

İlla güzel Sanatlar Fakültesi’nde mi okumalı? Bu işin pratiğini yaptık. Bir şarkıyı bir türküyü bile sorar. Hangi konservatuarı bitirdiniz diye sormaz, şarkıyı türküyü beğendiniz mi diye sorar.

İlla bunu Güzel Sanatlar’dan mezunlar değerlendirir derseniz gidin bunu farklı özel yerlerde inşa edin o zaman. Hiçbir tarihi eserin odluğu yerde inşaat bile yapamazsınız. Belli bir mesafe konulur, orada yaparsınız.

Karşıyaka Belediyesi talip olmuş. Ne güzel. Alsın orda diksin. Kaldı ki ben bu heykeltıraşın çok başarılı olduğunu eleştirmiyorum, başarılıdır tamam saygı duyarım. Ben o tarihi eserin olduğu yerde böyle bir heykelin dikilmesine müsaade edemem.

Benim hükümetim en Doğu’da Moğolistan’dan güneyde Yemen’e kadar bu ülkeye ait olan sanat şaheserlerine sahip çıkmıştır. Bugüne kadar Ak Parti hükümeti 8 yılda bu ülkede bir tane heykel yıktı mı? Yok. Nedir bu kıyamet? Dert başka. Sanıyorlar ki Ak Parti’nin yükselişini bununla durduracaklar. Durduramazsınız boşuna uğraşmayın.

BUNA VERİLEN PARA ALTYAPIYA VERİLSEYDİ

Akıl veriyor bir sanatkar. Hükümet bunlarla uğraşacağına Kars’ta işsizlikle mücadele etsin diyor. Bunlara verilen para Kars’taki altyapıya verilmiş olsaydı Kars daha farklı bir yerde olurdu

İSTANBUL’U KÜLTÜR BAŞKENTİ YAPTIK

Sanatın da sporun da parlak dönemi bu dönemdir. İstanbul bu dönemde Avrupa’nın kültür başkenti oldu. Bunu biz sağladık. Bu hükümet 8 yıldır kimsenin yaşam tarzına müdahale etmedi ve etmeyecek. Herkesin yaşam tarzı bizlerin teminatı altında.

TAHLİYE KARARLARI YARGITAY’IN

Özellikle malum bir davadan dolayı tahliye edilenlerden dolayı sabah akşam zihin bulandırma çalışması var. Zamanın, tarafların birbirini suçlama zamanı olmadığını biliyoruz. Taraflar birbirini suçlamasın. Muhalefetin de yardımıyla sürecin faturası hükümete kesilmek isteniyor

Bu tahliye kararlarını hükümet değil Yargıtay verdi.

BENİMLE İLGİLİ DOSYABİR GÜNDE GELDİ AMA

Aynı yargı benimle ilgili dosyayı 24 saatte Diyarbakır’dan getirtti. Aynı yargı 5 gün içinde Erbakan hakkındaki dosyayı getirtti. Erzincan dosyası falan süratle yürütülebildi, Ankara’da Sincan çok başarılı çalıştı, bir çok dosya çok hızlı çıktı. Öncelikler içerisinde bu kararları neden vermediniz.

Yargıtay’ın iş yükünün fazla olduğunun farkındayız. Tedbirlerini de iktidara geldiğimizde başlattık. Bir an önce istedik ki burada daireler arttırılsın diye talep var.

NERDEN ÇIKTI ŞİMDİ KAMERA

Avukatların yargıya kazandırılması ile ilgili proje başlatalım dedik. Hemen sözlü imtihanlarda kamera yerleştireceğiz, onunla yapılacak dediler. Bu işin tarihinde kamera mı var. Şimdi nereden çıkıyor kamera?

Ama biz bunu da aşacağız. Uygulama noktasında sudan bahanelerle hep engellendik. 2005’te istinaf mahkemeleri ile ilgili kararı aldık, 2007’de engellendi. İstinaf mahkemeleri ile ilgili sorun hakim ve savcı sayısının azlığı.

Hakim ve savcı alımları bizim dönemimize kadar hiç olmadığı kadar engellenmiştir. 1934’ten beri hakim adaylığı sınavları Adalet Bakanlığı tarafından yapılıyor. 2006’da sınavlara itiraz edildi ve 2008’de mülakatlarda görüntü ve ses kaydı şartı getirildi.

HEM ENGELLİYORLAR HEM YAKINIYORLAR

Son 4 yılda 5 kez hakim ve savcı alımları için yürütmeyi durdurma kararı verdiler. Sonra da iş yükü ve personel azlığından yakınıyorlar

YARGITAY ÜYESİNE AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN SES KAYDI

Yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkarıp milletin ön bahçesi yapacağız. Onama mı bozma mı istersin diyen yargıdan vicdanıyla karar veren bir yargıyı inşallah tamamlayacağız

Tüm bu süreçte aleyhimize yürütülen kampanyaları boşa çıkaracağız. Ben bazı gazetelerde yazdığı gibi Katar’da böyle demedim, hukukçular anayasa yapmayacak demedim, halkın katkısı olacak dedim.
Hürriyet

CHP MEB bakanina Neden Kizdi

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’nun mesaj göndermek üzere öğretmenlerin iletişim bilgilerine yönelik talebinin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu tarafından reddedildiğini belirterek, “Türkiye’nin gelmiş geçmiş en beceriksiz, en yeteneksiz, en basiretsiz Milli Eğitim Bakanını istifaya davet ediyorum” dedi.

İnce, partisinin Yalova İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Kılıçdaroğlu’nun Öğretmenler Günü’nde mesaj göndermek için öğretmenlerin iletişim bilgilerini Milli Eğitim Bakanı Çubukçu’dan istediğini kaydetti.

Üzerinden geçen 3 günün ardından bu bilgileri veremeyeceğini söyleyen Bakan Çubukçu’nun GSM şirketi ile yaptığı sözleşme üzerinden bu hattı kullanan öğretmenlere sürekli mesaj gönderdiğini savunan İnce, “O da bir siyasi partinin üyesidir, biz de bir siyasi partinin üyesiyiz. Onlar iktidar partisidir. Biz anamuhalefet partisiyiz. Bırakın bu ülkede öğretmenleri, öğrencilere bile mesaj çekildiğini hepimiz biliyoruz” diye konuştu.
Devamını Oku »

Ogretmen Adayina KPSS yok

Öğretmen alımlarındaki yeterlilik sınavını ÖSYM değil, MEB yapacak. MEB’in sınavı öğretmen adaylarının lisans eğitimi aldığı alanlarda olacak…

Kopya skandalı çıkan 10-11 Temmuz’daki Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sonrası Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretmen alımında yeni yöntem için düğmeye bastı. Star Gazetesi’nde yer alan habere göre Meclis açıldıktan sonra yasa değişikliği ile hayata geçirilmesi planlanan yeni projeye göre, her öğretmen adayı sadece kendi alanından sınava alınacak.

Öğretmen alımlarındaki yeterlilik sınavını ÖSYM değil, MEB yapacak. Bakanlığın yapacağı sınav KPSS gibi tüm derslerde değil, adayların lisans eğitimi aldığı alanda olacak. Örneğin resim öğretmenliği için resim alanında, matematik öğretmenliği için Matematik alanında olmak üzere 84 alanda sınav yapılacak. Türkçe öğretmeni olmak isteyen bir aday, bu alanda lisans eğitimin tamamladıktan sonra gireceği yeterlilik sınavında, Matematik, Fizik soruları çözmek zorunda kalmayacak. Sadece Türkçe soruları ile yeterliliği ölçülecek.

EĞİTEK ALTYAPISI GELİŞTİRİLECEK

Bu sınavları hazırlamak için, Bakanlık tarafından halen açık lise sınavlarını yapan Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü’nün (EĞİTEK) altyapısı geliştirilecek. EĞİTEK’e yeni kadro veteknolojitakviyesi yapılacak. Öğretmen adaylarının gireceği son KPSS iptal edilen Eğitim Bilimleri sınavı olacak. Böylece en erken Aralık ayında atanması mümkün olan 30 bin öğretmen ataması KPSS ile yapılan son atama olacak. Bu sınavı da MEB’in yapması görüşü ağırlık kazandı.

ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan’ın dünkü görüşmedeYÖKBaşkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’a bu yönde görüş bildirdiği öğrenildi. Adı ‘Öğretmenlik Yeterlilik Sınavı’ olarak planlanan sınavın ilkinin ise 2011 yılında yapılması planlanıyor.

Otuz Bin Ozurlu Kadrosu

Özürlüye 38 Bin Kadro!

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, yapılan değişiklikle özürlülerin kamuda daha fazla istihdam edilmesinin önünün açıldığını belirterek, ”Özürlü kardeşlerimiz boş olan 38 bin 192 kişilik memur kadrosuna atanabilecektir” dedi.

Kavaf, Yozgat’ın Sorgun ilçesindeki termal tesislerde il ve ilçe yöneticileriyle sohbet etti. Kavaf, Sorgun’da termal kaynaklardan yararlanılarak rehabilitasyon merkezinin kurulabileceğini, bununla ilgili genel müdürlük elemanlarının gerekli çalışmaları yapacaklarını bildirdi.

Daha sonra Yozgat’a geçen Kavaf, Yozgat Valisi Amir Çiçek, Belediye Başkanı Yusuf Başer, AK Parti İl Başkanı Yusuf Başer’i makamlarında ziyaret edip, sohbet etti. Kavaf, Başer’i ziyaretinde yaptığı açıklamada, bakanlığına bağlı kurumlarda bir dizi incelemelerde bulunmak üzere geldiğini, Yozgat’ın sosyal hizmet kurumları ve verilen hizmet standardı açısından iyi durumdaki illerden birisi olmasına rağmen, bugüne kadar görme imkanı olmadığını kaydetti.

”Televizyondaki bazı program ve diziler aile yapısını nasıl etkiliyor?” şeklindeki bir gazetecinin sorusuna, ”Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler aile olarak hepimizi etkiliyor” diye yanıt veren Kavaf, şöyle konuştu:

”Bizim kültürümüzde aile kuşatıcı bir kurumdur. Değerler aktarıldığı, çocuğun şekillendiği ilk yer aile kurumudur. Aile birliğinin, bütünlüğünün, bu değerleri aktarma özelliğini muhafaza edilmesi, sürdürülmesi son derece önemlidir. Televizyondaki bir kısım programların özellikle çocuklar ve kurumlarımızın itibarını zedeleyen nitelikte olduğu, kamuoyunun genel kanaati. Bunların yayınlanma şekilleri var, bunlarla ilgili elbette ki uygulanabilecek tasarruflar var, bunlar hayata geçirilebilir. Bu konuda RTÜK ile ilgili yazışmalarımız var, RTÜK Başkanımızı da göreve davet ediyoruz.”

Kavaf, daha sonra AK Parti İl Danışma Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, halkın AK Parti’yi, AK Parti’nin hizmet aşkını anladığını kaydetti. Kavaf, ”Bu halk hakikati gören, hizmeti takdir eden bir halktır. Söze değil, yapılan işlere bakar. Biz ülkemizin refahı için çalışmaya, hizmet etmeye devam edeceğiz” dedi. Kavaf, şunları söyledi:

”Türkiye 3 yıl önceki Türkiye değil, 5 yıl önceki Türkiye değil. Gelişmeleri bizzat hayatımızda ki standartları hissederek, yaşayarak fark ediyoruz. Duble yollarımız, okullarımız, hastanelerimiz sunduğumuz sağlık hizmeti, çocuklarımızın aldığı eğitim hizmeti, milli gelirdeki dağılım. Bunları söylerken pembe bir tablo çizmiyoruz, sıkıntılar yok mu? Elbette sıkıntılar var. Çünkü biz büyüyen ve gelişen bir ülkeyiz. Büyüyüp, gelişirken bizim nakit paraya çevirebileceğimiz doğalgazımız, petrolümüz yok, biz ürettiğini satarak ve bir miktarda borçlanarak kalkınan bir ülkeyiz. Onun için sıkıntılarımız bir çırpıda bertaraf edemiyoruz. Ama kaynakları doğru kullanmak suretiyle halkımızın ve ülkemizin standardını her geçen gün yükseldiğini biz içeride yaşayarak hissediyoruz, dışarıdan gelenlerde bunu bizzat gözlemleyerek ifade ediyorlar.”

Bakan Kavaf, Yozgat Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi’ndeki törende yaptığı konuşmada da 2002 yılında Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumunun 121 milyon 589 bin lira olan bütçesinin, 2010 yılında 18,5 kat artırarak, 2 milyar 374 milyon 302 bin liraya çıkarıldığını bildirdi. 2006 yılında uygulaması başlayan evde bakım hizmetlerinden, 1 Şubat 2010 itibarıyla 217 bin 679 özürlü vatandaşa ödeme gerçekleştirildiğini bildiren Kavaf, ”Bu hizmetle özürlü vatandaşımızın evde bakım hizmeti sunan ailesine ya da yakınına aylık 521.89 lira ödenmektedir. 1 Şubatta özürlü bakımını üstlenen kişilere ödenecek miktar aylık toplam 113 milyon 604 bin 533 lira olacaktır” diye konuştu.

Yapılan değişiklikle özürlülerin kamuda daha fazla istihdam edilmesinin önünün açıldığını belirten Kavaf, ”Özürlü kardeşlerimiz boş olan 38 bin 192 kişilik memur kadrosuna atanabilecektir” dedi.

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, 10′u akülü 30 tekerlekli sandalyeyi dağıttı. Yozgat Rehabilitasyon ve Bakım Evi’nde barınan engelliler tarafından yapılan yağlı boya ve kuru kalem resim çalışması sergisinin açılışını da yapan Kavaf, daha sonra özürlülerin boş zamanlarında çalıştığı galoş üretim merkezi ve el sanatları atölyesini gezdi. Kavaf’a, burada dokunan portresinin bulunduğu halı tablo hediye edildi.

KAYNAK: Anadolu Ajansı

Anne tahliye edildi

Fethiye’de 18 yaşındaki bir gencin ölümüne, annesinin de borç nedeniyle hapse girmesine neden olan Dershane, 5 bin TL’lik alacağının ödeneceği İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından taahhüt edilince, davadan vazgeçti.

Muğla Cezaevi’nde 2 aydır hükümlü bulunan anne Emine Sipahi bugün öğle saatlerinde tahliye edildi.

Kendisini Muğla’ya almaya gelen ağabeyi Sami Arslan, kardeşi Osman Arslan, ablası Ayşe ve eniştesi Mehmet Zeren tahliye sonrası Fethiye’ye hareket etti. Psikolojik sorunlar yaşadığı ileri sürülen Emine Sipahi basın mensuplarının sorularını yanıtlamadı.
Devamını Oku »

Reklamlara Ceza Yagdi

Reklam Kurulu, medyada yayınlanan yanıltıcı reklamlara 2009 yılında 18,8 milyon lira ceza kesti. Bunun 13,6 milyon lirası reklam verenlere, 5,1 milyon lirası da mecra kuruluşlarına verildi.

Reklamlarla ilgili kurula geçen yıl 2 bin 110 başvuru yapıldı. En fazla şikayet başvurusunun yapıldığı sektörlerin başında sağlık, ikinci olarak iletişim ve haberleşmeden geliyor. Cezası karara bağlananlardan 771′i açık, 95′i de örtülü reklamlardan oluşuyor. Cezalardan 110′u rakip firmaların şikayetleri sebebiyle kesildi.

Reklam Kurulu Başkanlığı’na geçen yıl bin 268 yazılı, 842 tane de elektronik ortamdan olmak üzere toplam 2 bin 110 başvuru yapıldı. 271 reklama idari para ve durdurma, 530′una ise sadece durdurma cezası verildi.

2 bin 110 başvurunun 296′sı tüketiciler tarafından yapılırken, bunun 226′sı kurum, kuruluşlar, 110′u rakip firmalar, 234′ü de Reklam Kurulu’nun re’sen çalışmaları sonucu oluştu. Başvuruların sektörel dağılımında ilk sırayı 405 ile sağlık, ikinci sırayı da 328 şikayet ile iletişim ve haberleşme reklamları yer aldı.

Kurula, gıda 155, turizm 154, teknoloji ürünleri 144 ve eğitim sektöründen 130 başvuru geldi. Diğer başvuruların sayısı da 794 oldu. Kurul, 2009 yılı içinde 866 dosyayı da karara bağladı. Bunların 801′inin kanunun ilgili maddesine aykırı olduğu, 65′inde ise kanuna aykırılık bulunmadığı görüşüne varıldı.
Hüseyin Sümer – Zaman

Esine Kizdi

Edirne’de ailevi sorunları nedeniyle eşiyle tartışan kadın, hareket halindeki otobüsten atladı.

Edinilen bilgiye göre, Edirne’nin İpsala ilçesinden eşi Ali N’nin (31) kullandığı 22 FH 620 plakalı otobüsle Keşan’a giden A.N. (26) bir süre sonra ailevi sorunlar nedeniyle eşiyle tartışmaya başladı.

A.N, tartışmanın ardından, hareket halindeki otobüsün arka kapısından atladı.

Ağır yaralanan kadın, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı.

AA


seviyo Ziyaretci eda yukle guzel sozler irc.seviyo.net kelebek kurallar mirc seni seviyorum sevgi msn netcat pr radio sohbet spyware oyunlar Portal sitemap