Can Yücel Sözleri

Sayfamızda Can Yücel Sözleri, Kısa Can Yücel Sözleri yer almaktadır. 

Sevdiğin kadar sevilirsin.

Hiç kimse mükemmel değildir.

Benim halim memleketin hali.

Parayla ‘klas insan’ olunmuyor.

Hayat zorludur ama biz daha zorluyuz.

Beklemek güzeldir, ama doğru durakta.

Vedalar acıtsa da, bazen gitmek gerekir.

Var olan bir şey varsa, o da yokluğun senin.

Karşılaştığımız herkes bir gülüşümüzü hak eder.

Gözün arkada kalacaksa marifet değildir gitmek.

Keşke kendini bırakıp gitse insan. Ama olmuyor.

Bedenin yükünü ayaklar taşır, ruhun yükünü yürekler.

Zamanımız ne kadar azsa yapacak işler o kadar çoktur.

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.

Kadından meleklik bekliyorsan, ona cennetini sunacaksın.

Bir şanstan söz ettirmeyecek kadar, mükemmel olmalı aşk.

Kırılmasın diye üzerine titrerdim. O hep üşüyorum sanırdı.

Birine verilecek sevgin yoksa ona ümit dolu gözlerle bakma!

Ona öyle nasıl bağlandın dediler. Ben değil o bağladı dedim.

Çabuk olgunlaşmak için zeki insanlardan çevre edinmek gerekir.

Aşk; herkesi o’na benzetip, kimseyi o’nun yerine koyamamaktır.

Gülümsemek, daha güzel bir görüntüye kavuşmanın bedava yoludur.

Ağlayanı güldürebilmek; ağlayanla, ağlamaktan daha değerliymiş.

Senden ayrılınca anımsadım dünyanın bu kadar kalabalık olduğunu.

Önemli olan bir omuza yaslanmak değil; o omuzda yaslanmak. . . !

Bazen tek ihtiyacımız olan bir el ve bizi anlayacak bir yürektir.

İnkar edip içimizde sakladığımız şeyler gerçekliğini kaybetmiyor.

En uzak mesafe, iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan.

Aslında bütün insanları sevebilirdim, sevmeye senden başlamasaydım.

Birini ne kadar çok seversek hayat onu bizden o kadar çabuk alıyor.

Unutma; onu artık unuttum demek, bir kez daha hatırlamaktır aslında.

Aklında bulunsun sevgilim; sen beni kandırmadın, ben inanmayı seçtim.

Kimi ölüler bize ne kadar yakın, yaşayanların bir çoğu ne kadar da ölü.

Aşk da önemli olan aynı elleri tutmak değil, bi ömür hiç bırakmamaktır.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık; çalınan birinin kalbiyse eğer.

Bizimkisi bir aşk hikayesi değildi. Aşk’ti bizimkisi, gerisi hikayeydi.!

O da senin gibi seviyor mu dediler. İşte cevap veremediğim tek şey buydu.

Gururunu hiçe sayıp dön demezsen, her gün arkasından bakmakla yetinirsin.

Bilmelisin ki, gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!

Yalnızlığım benim çoğul türkülerim, ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.

Bilmelisin ki sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Kuzu gibi olun diyorlar: Büyüyüp ortaya çıkınca, köyün gibi gütmek için sizi.

Kara kaşlı bir bulut geldi. Gürledi ama yağmadı değil yağmadı ama gürledi gitti.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

Ne hayır gelir öğüttüğü undan, sunmadığı somundan taşıma suyla dönen değirmenin.

Hepimiz zirvede olmak istesek de asıl keyif oraya tırmanırken yaşadıklarımızdır.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Çaresiz dertlere düştüm, yok mü bunun çaresi? Var: yaşamayı ölecek kadar sevmek !

Küfür burjuvazinin ağzında lağım çukurudur, işçi sınıfının ağzında açan çiçektir.

Sevgi emekmiş. Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.

Sevgili, arayıp da bulduğun birisi değil. Hiç aklında yokken aşık olduğun kişidir.

Gün içinde başımıza gelen küçücük şeyler gün sonunda koca bir mutluluğa dönüşüyor.

O çocuklar, o yapraklar, o şarabî eşkiyalar, onlar da olmasa benim gayri kimim var?

İnsanın olabileceği boyuta engel olan ne kadar unsur varsa ben buna öfke duyuyorum.!

Hayatımdan gitmeyi tercih edenler için dönüş seferleri sonsuza dek iptal edilmiştir.

Seveceksen, yalnız kaldığında aklına geleni değil, hiç aklından çıkmayanı seveceksin.

Bir tek insanın bize ‘iyi ki varsın’ demesi, var olduğumuz için mutlu olmamızı sağlar.

Sessizlikten yaratmışsa evreni yaradan; seslerden sessizlikler yaratmaktır yaratıcılık.

Aşk; kelime değil bir cümledir. Kurmak içinse, özneyle yüklem değil, iki yürek gerekir.

Belki de insan sevmeyi bilmediğinden değil, sevgisine layık biri olmadığından yalnızdır.

Keşke tanışmamıza hiç fırsat olmasaydı , ve seni hayatıma şeker misali karıştırmasaydım.

Güle sormuşlar: Neden dikenlisin? – Beni yalandan değil gerçekten seven tutabilsin diye!

Yeter bee! İstemiyorum artık kimseyi yanımda. Her gelen biraz daha acıtıp gidiyor nasılsa.

Kimileri ‘seviyorum’ der, çünkü ezberlemiştir. Kimileri diyemez, çünkü gerçekten sevmiştir.

Yalnızım. Çünkü herhangi biriyle değil, beklediğime değecek kişiyle devam etmeliyim bu yola.

Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, aşk peşinden neden yalinayak koştuğunu anladım.

Kan yasası bu insanın: üzümden şarap yapacaksın, çakmak taşından ateş, ve öpücüklerden insan!

Gül benizli isyanım! Ekşi çıktıkça kanım, arta durdu bicanım. Ben ölsem ölsem bile dipdiri o.

Bilmelisin ki . Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Seni seviyorum demek değil ki marifet, önemli olan o kelimenin tüm sorumluluklarını alabilmek.

Memnun olan yok hayatından! Kiminle konuşsam aynı şey. Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Dört tarafı hüzünle çevrili yara parçasına aşk denirmiş. Yüreğimin coğrafyasına düşünce anladım.
Hem ben sana bir şey söyleyeyim mi: Ben aslında seni görmek filan değil, düpedüz seni istiyorum.

İnsanlarında yan etkileri olabiliyor. Kimileri başını döndürürken. Kimileri mideni bulandırıyor…

Bir hayli kırgınım. Beni anlamadığın kelimelerin, aslında her şeyi anlatıyor oluşlarına kırgınım.

Sen, seni seveni görmeyecek kadar körsen, o da sana sevgisini söylemeyecek kadar gururludur işte.

Gitmek istiyorsa, bırakacaksın. Gitsin! Aklı seninle olmayanın bedeni yanında olsun ister misin?

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

Bu gül bir şeyin anısı olacak ama neydi unuttum. Kimbilir belki de sabah sabah yeniden açan umudun.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum’ diyebilmekmiş sevmek git dediklerinde gittiğimde anladım.

Gitmek gerekir bazen. Fazla yormadan, daha çok bıktırmadan. Eğer vaktiyse ardına bile dönüp bakmadan.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

Dilekçeyim masalar odalar arasında, yürek değil, sol yanımda on altı kuruşluk pul, usulsüzüm yolsuzum.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Bir insanı herhangi biri kırabilir; ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş. Çok acıttığında anladım.

Bir deniz anasıdır umut taa suların ortasında, açılır kapanır, açılır kapanır, kapanır kapanır açılır.

Gün gelir bu işe bu millet de şaşar, tam kurşun işlemez deminde karanlığın, bir ateş böceğidir başlar.

Hayattan aldığım en büyük ders: sevgisiyle karşında sapasağlam duramayan birine, asla yaslanmayacaksın.

Her şeyin kadar değil, değeri kadar seveceksin. Çünkü beklentin ne kadar çok olursa, o kadar kırılırsın.

Bilinmedik bir hüzün var içimde, bir gariplik. Anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde ya da biri eksik.

Böyle kısraga bindim ki kanser; dörtnala gidiyoruz, gidiyoruz yapraklarla, ağaçlarla nazım’ın ormanına.

Biz şenlen yatmıyoruz ki, yaşamıyoruz da; hep yarışıyoruz, sen mi ben mi? Önce kim ölümü öldürecek diye.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse.

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.

Anladım ki aşk; her iki tarafı da mağdur eden, yürekte izinsiz gösteri yapan mutluluk karşıtı bir eylem.

Hani bazı şehirler vardır ya; saat 10′dan sonra kimsecikler olmaz… İşte sen’den sonrası, on’dan sonrası!

Toprak gibi olmalısın. Ezildikçe sertleşmelisin! Seni ezenler sana muhtaç kalmalı ! Hayatı sende bulmalı.

Ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür.

Görmedikçe gördüğün bu mucizeleri, görmedikçe senin gözlerinle evreni, göremiyorum ki dünya gözüyle seni.

Gitmek unutmak değildir sen bunu çok iyi biliyorsun. Aklımda gözlerin varken, sen buna gitmek mi diyosun?

Özür dilemek değil affet beni diye haykırmak istemekmiş pişman olmak. Gerçekten pişman olduğumda anladım.

Yaşamayı bu soğumuş cehennemde, ölü bir dost gibi içim titreyerek değil sade, yaşamayı yaşamak istiyorum!

Yaşadıklarını kâr sayma: yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yasa, sevdiğin kadardır ömrün.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

İçin yanarken üşümek, yüreğin kan ağlarken gülmek, özleyip de sevdiğini görememek. İşte aşk bu olsa gerek !

Gözler ve sözler ikisi de bir şeyleri gizler. Sözler ne kadar inkâr etse de gözler her şeyi bir bir söyler.

Kim bilir belki komünistlerin ölseler bile kahrolmadıklarını gördüklerinden ötürü, gazaba geldi saldırdılar!

Bazen kırdım, çoğu kez kırıldım; ama ben hiç kimseyi kaybetmedim, sadece zamanı gelince vazgeçmesini bildim.

Ne kadar güzel geçti bütün yaz, geceler küçük bahçede, sen zambaklar kadar beyaz, bense yasak bir düşüncede.

Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; bense hep arkandan ağladım.

Hayat şartları bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasa da hepimiz çılgınlıklarımızı paylaşacak birini arıyoruz.

Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış, neden hiç yalnız kalmadığını anladım.

Benim öfkem gecelerin beyidir, kalkar bi tek çocuk ağlasa! İşte bak bu anasız yasa, kanuni’nin değil bizimdir.

Aşk, sabahlara kadar uyumamak değildi aslında. Her sabah uyandığında, yaşamaktan önce onun gelmesiydi aklına.!

Bazen dur demek yetmez gidenin arkasından! Giden mecbursa gitmeye ve sen mecbursan kalmaya hiç bir söz yetmez.

Aşkta kimsenin kimseden farkı yok. “sadece biri daha iyi yalan söyler, biri dah.a iyi oynar oyununu. Hepsi bu !

Her yürek sevebilseydi eğer ayrılık hiç olmazdı. Her seven yürekli olsaydı zaten ‘aşk’ bu kadar basit olmazdı !

Milyonlarca yıldır süren ve milyarlarla süründüren insanlığı, bu babaerkil düzen gidip anababakıl düzen gelmeli.

Eğer çok konuşmak faydalı olsaydı, Allah iki ağız, bir kulak verirdi. Onun için, çok dinleyip az konuşmak gerek.

Ben gidiyorum dediğimde, ‘gitme’ diyen birini değil, ben de geliyorum, yalnız gidemezsin! Diyen birini istiyorum.

Bazen her şeyi unutup sadece sımsıkı sarılmak istersin; ama bir şey hep engel olur. Nedir o biliyor musun? Gurur.

Düzen bu: kadın ağlar, erkek bakar. Kadın duyar, erkek duymaz. Kadın sorar, erkek susar. Kadın gider, erkek içer.

Ölürcesine isteyen beklemez sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.

Gidene söylenecek söz yok, sevse zaten gitmezdi; ama gelene de pek sevinmemek gerek, çünkü o da başkasından geldi.

Ah be dünya sen dönüyorsun onu anladık da bu insanlar senden daha hızlı dönüyor hemde ortada hiçbir yörünge yokken.

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle koru körüne. ‘O olmazsa yaşayamam’ demeyeceksin, demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Çok sahiplenmeden seveceksin mesela. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hemde hep senin kalacakmış gibi.

Sevgili dediğin koluna değil, yüreğine yakışmalı. Ve öyle gelip geçici bir heves değil, sonsuza dek nefesin olmalı !

Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir!

Seninle olmanın en romantik yani ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak.

Ülke bölünsün istiyorum: yandaş, yalaka ve yavşaklar bir tarafa. Onurlu, şerefli, üreten emekçi insanlar bir tarafa.

Aşkları da ayakkabılarınız kadar itinayla seçmezseniz, tıpkı ayağınızda olduğu gibi yüreğinizde de nasır oluşabilir.

Çok çalıştım gitmeye de kalmaya da. İkiside aynı acı, ikiside rezil. Daha önce de gitmiştim ama böyle kalarak değil !

Geldiğin kadar değil, göründüğün kadar mutlusun. Ve sakin unutma; gittiğin kadar değil, hakettiğin kadar unutulursun.

Sen değildin görüş günü telorguden görünen, boncuklarla işlediğim sûretindi o senin; gölgenin güneşe nisbeti, leylim.

Fukara bir midyeden başlayan deniz, nasıl da büyüdü mavi oldu. Oturmuş yere hanım hanımcık, ölümün ayaklarını yıkıyor.

İnsana en çok ne koyar bilir misin? Yanyana oturduğun halde, ona hiçbir zaman ‘seni seviyorum.’ diyemeyeceğini bilmek.

Öyle parçalandım ki ömrümde. Sevgi ile öfke arasında. Sevgimi öfke vurdu, öfkemi sevgi kaçırdı, içim parçalandı arada.

Sen kasırgalara dayanmışsın, rüzgârla mı yıkılacaksın.! Başka çaren yok yüreğim, dosta düşmana karşı ayakta kalacaksın.

Öyle bir seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. Ve öyle birini seveceksin ki, seni gözleriyle bile aldatmayacak.

Öyle herkesi sevmeyeceksin. Seviyorum’ demeyeceksin ! Seni seviyorum’ diyebilmek için gerekirse bir ömür bekleyeceksin.

Sebepsiz sevmektir aşk, nedeni olmadan bağlanmak birine. Hatta sarılamamaktır utançtan, çünkü utanmaktır sevmek aslında.

İçeriden ve dışarıdan geliyorlar, kimisi böyle ölü, kimisi dipdiri. Dışardan ve içerden geliyorlar umudumuzun çocukları.

Bu kızmış taşlar,demirler ve dikenli teller arasında, sevgilim, böylesine bir umut çiçeği çorak gözlerimde açan hayalin.

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Galiba yoruldum. Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar… Kendimi her kaybettiğimde, seni de kaybediyor olmaktan yoruldum.

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.

Boş boş seviyorum demekle olmaz; göstereceksin sevdiğini, hissettireceksin. Yapamıyor musun ! O zaman yoldan çekileceksin.

Sevmek seviyorum demek değil,yüreğinde hissetmektir.ve aşk yanında olanı sevmek değil, bazen gelmeyecek birini beklemektir.

Hayatına girmek isteyene, tam zamanında açmalısın kapını ! Ve tam zamanında çıkarmalısın, sevginden şımarmaya başlayanları.

Ne kadar zordur aslında sevipte seviyorum diyememek. Görüp görmemezlikten gelmek, yaşadığını bilipte benim için öldü demek.

Bugün bu kuburda kokuşsam da yarın, çiçek dağlarında seyirtecek seyrim, değil mi ki burnumda tüten toprak kokusudur devrim!

Değişmek zor; ama bazen aynı adam olmak daha zor. Hayat öyle yüklenir ki; ne kalmak istersin, ne gitmek. O durumdayım işte.

Birini seveceksen, onu herşeyinle sevme. Çünkü bittiğinde; onu unutamamana değil, unutamayacak kadar çok sevdiğine yanarsın.

Ülkenin, farklı şehirleriydik. Ben sürgün yeri, sen başkent. İlk isyan hep sende başlardı. Cezasını çekmek hep bana kalırdı.

Uslu ayaklarla başlamış yolculuk yürünmez öyle, bazen durulur,ve iner erenler katına yorgunluk; kapanır sükun üzre kitaplar.

Hayat o kadar acımasız ki; bazen doğru olanı yapmak için en çok istediklerimizden vazgeçmemiz gerekir. Hayallerimizden bile.

Küçükken annem, yerde ekmek görünce: yükseğe köy kuşlar yer derdi. Sevdiklerimizi hep yüksekte tuttuk, acaba kuşlar mı yedi?

Devrimcilik gibi şairlik de inen darbeyi duyabilmektir, kaslarının liflerinde: ister copların darbesi olsun, ister bilincin.

Şişede durduğu gibi durmaz ki kafir,tutar insana insanları sevdirir,kimi de tutamağı tutar,tutar insanı insanlardan bezdirir.

Ne geçmişe saplanıp kalacaksın, ne geleceğin düşlerini kuracaksın. Ömür dediğin şu andır onu da hakettiğin gibi yaşayacaksın.

Anne karnına sigarken dünyaya neden sığamadığını ve sonunda bir metrekarelik yere sığmak zorunda kalacağını farketmeli insan.

Bilir misin ne zordur severek yaşamak. Ona benimsin deyip sarılamamak. Ne zordur hep yakın hissedip aslında ondan uzak olmak.

Kendi elinle kazdığın kuyuya, aşk, ufacık bir taş atmaktır. Gürültüsü büyüyünce sessizliğin, marifet, yosunlar gibi susmaktır.

Haykıracaksın ama isyan etmeyeceksin. Ağlayacaksın ama belli etmeyeceksin. Onsuz kalacaksın belki; ama asla vazgeçmeyeceksin .

Bi hayli kırgınım. Kime olduğunu, neden olduğunu bilmeden. Belki hayata, belki kendime, belkide dilimden düşmeyen keşke’lere .

Ne sahip olduğundur hayat, ne de umdukların bunca zaman. Yüreğin kadardır hayat! ‘Seviliyorsan renkli, seviyorsan siyah beyaz.

Bir insana zorla sevdiremezsin kendini, bana güven diyemezsin. O bunu hissetmiyorsa, tek bir söz söyleyebilirsin: sen bilirsin.

Git demek kolay ama gittikten sonra üzüleceksin. “eğer git diyebilecek kadar güçlüysen, hoşçakal deyip susmasını da bileceksin.

Gerçekten seviyorsan hiçbiseyi mazeret etmeyeceksin. Gerçekten seviyorsan eğer sonuna’ kadar değil, ‘sonsuza’ kadar seveceksin.

Bazen zordur dönmek yada herşeyi unutup gitmek. Anladım ki insanı en acıtan şey; sevilmediğini bildiği halde delicesine sevmek.

Öyle sevmelisin ki beni; bırakıp giderken hayatı, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde. Birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde.

Hani iftar vaktine yakın susar ya insan,yokluğun o denli yakıyor beni.şöyle ne. Zaman okunur bu ezan, bir yudum su gibi özledim.

Acılara bakıp da küsme sevdalara, gavura kızıp da oruç bozulmaz. Şok at kafandan acabaları, kemik aynı yerden iki defa kırılmaz.

Uğruna bir şeylerden vazgeçeceğin insanı bulmak kolay; ama hiçbir şeyden vazgeçmek zorunda kalmayacağın insanı bulmak asıl olay.

Kimine göre pişmanlık , kimine göre yanlışlık . Sen ne dersen de , dünya öyle bir yer ki ; her güzelliğin sonu sadece yalnızlık.

Dünya öküzün boynuzlarında dururmuş,her kıpırdayısında deprem olurmuş.oysa dünya,halkların omzu üstünde durur,kıpırdasın da gör.

Şişede durduğu gibi durmaz ki kâfir, tutar insana insanları sevdirir, kimi de tutamağı tutar, tutar insanı insanlardan bezdirir.

Artık başka biri alacak yerimi. Ve biliyorum zamanla unutacaksın beni, ama son kez düşün sevebilir mi seni, benim sevdiğim gibi?

Ölüm tarafından asla asimile edilmemiş bir yurttaşınız olarak, dayanıyorum dayanışma kapınıza, ‘yaşasın özgürlük’ diye haykırarak.

Can yücel’e sormuşlar; neden hep babanıza şiir yazıyorsunuz? Üstad vermiş cevabını ; anneme olan sevgimi yazacak kadar şair değilim.

Biliyorum suçluyum ve razıyım cezama. Çalmadım öldürmedim, ama daha kötüsünü yaptım. “ne yaptım biliyor musunuz? Tuttum insanları sevdim.

Biriyle dalaştığımızda tek başardığımız onun bize daha çok zarar vermesini sağlamaktır. Öğrendik ki. Her yarayı saran zaman değil sevgidir.

Sen şimdi yazdığım şiirleri kendi üstüne alınıyorsun değil mi sevgili? Sana kafiyeli cümleler fazla gelir! Satır aralarındaki boşluklarda oyala kendini.

Seninle olmanın en kötü yani ne biliyor musun? Seni seviyorum’ sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Yаhu, nedir bu bendeki esrаrlı ısrаr? Aynı rüyаyа dаlаrmış gibi tekrаr tekrаr, yüzyıllаrdır seni her gördüğümde çıplаk, yeşeren gözlerimden düşer oluyor bir yаprаk.

Evet sevgili, kim özlerdi аvuç içlerinin ter kokusunu, kim uzаnmаk isterdi ince pаrmаklаrınа, mаzilerinde görkemli bir yаşаnmışlığа tаnıklık etmiş olmаsаlаrdı eğer!!

Hа gözlerinle müezzini аrаmışsın boş şerefede hа аnkаrа’dаki mаdаrа yöneticileri! Onlаr dа bulmuşlаr birer аmerikаn mikrofonu oturduklаrı yerden okuyorlаr ezаnlаrını.

En uzаk mesаfe ne аfrikа’dır, ne çin, ne hindistаn, ne seyyаreler ne de geceleri. lşıldаyаn yıldızlаr . En uzаk mesаfe iki kаfа аrаsındаki mesаfedir birbirini аnlаmаyаn.

Nаsıl ki delik bir аyаkkаbıyı tаmir ettirdiğinizde, yаlnızcа bir miktаr ömrünü uzаtmış olursаnız; delik bir аşkı onаrmаyа kаlkıştığınızdа dа, аslа eskisi gibi olmаyаcаktır.

Unutmа! Bir gün kаldığın yerden bаşlаyаcаksın biri seni bulаcаk. Önce korkаcаksın eski аcılаrа yаkаlаnmаktаn birаz ürkeceksin. Ne kаdаr dirensen de nаfile insаnsın sonuçtа seveceksin.

Sаnа ihtiyаcım vаr, gel ! Diyebilmekmiş güçlü olmаk, sаnа ‘git’ dediğimde аnlаdım. Biri sаnа git dediğinde “kаlmаk istiyorum” diyebilmekmiş sevmek, “git” dediklerinde gittiğimde аnlаdım .

Tekliyor işte çаğın çаrkınа okuyаn çаrk ve durdu muydu birgün bu kör, аvаrа kаsnаk bir zincir yitirenler bir dünyа kаzаnаcаk sen de o dünyаdаnsın sınıfın bil sаfа gel hаvа döndü işçiden, işçiden esiyor yel.

Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çаreyi bаşkаsındа аrаmаktı. Hаyаtın mаtemаtiği fаrklı; iki yаrımı toplаyıncа bir etmiyor. İnsаn tek bаşınа mutsuzsа bаşkа biriyle de mutlu olаmıyor.

Cаn Yücel e sorаrlаr; “Neden hep bаbаnızа olаn sevginizi аnlаtаn şiirler yаzıyorsunuz dа, аnnenize olаn sevginizi аnlаtаn şiirler yаzmıyorsunuz?” Cаn Yücel cevаp verir; “ Anneme olаn sevgimi аnlаtаcаk kаdаr şаir değilim.

Gittin mi büyük gideceksin ! Ayrılık bile gurur duyаcаk seninle. Gittin mi аyаklаrın onun yаkınındаn bile geçmeyecek. Gölgen bile kаlmаyаcаk аrdındа. Gittin mi onurunlа gideceksin; “hаklıysаn gidecek, gitmişsen dönmeyeceksin.

Yormаk istemiyorum аrtık kimseyi yorgunum zirа! Kelimeleri yаnyаnа getiresim yok kendimi аnlаtmаk için. Yeni bir аlfаbe аrıyorum konuşаbilmek için. Hiç söylenmemiş sözler duymаyа ve yeniden cümleler kurmаyа ihtiyаcım vаr. Yetmiyor bildiklerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir